Skip navigation

1. Fotoğrafı nasıl tanımlarsınız, sizin için ne ifade ediyor?

Fotoğraf benim için hayatı daha yakından tanıma, önyargılarımı kırabilip “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diyebilme, daha bilinçli bir algı ve aktarım platformu yaratabilme, başka bağlam ve şekillerde aklıma gelmeyecek şeyleri düşünebilme, hayatın rutininden uzaklaşıp yaratıcı olabilme, kendimi zorlama ve sınama fırsatı…

2.’Fotoğraf’ ile olan ilişkiniz nasıl başladı?

Lise yıllarında hobi olarak başladım fotoğrafa. Babamın fotoğrafçı olmamda faydası oldu, kendisi özellikle fotoğrafçı olmamı arzu etmiş olmasa da. Nikon F2 gövde ile ona eşlik eden kaliteli lensleri vardı babamın ve bol gezen bir kent plancısı olmak dolayısı ile sıklıkla fotoğraf çekerdi kendisi. Günün birinde bu değerli makineyi elime tutuşturdu ve virüs hemencecik bulaşıverdi. Fotoğrafa böyle iyi makine seti ile başlamaktan dolayı şanslı hissediyorum kendimi.

3. İyi bir fotoğrafçı olmak için nelere dikkat edilmelidir? Ne gibi özverilerde bulunmak gerekir, birikim ve altyapı ne kadar önemlidir?

“İyi” kavramı çok görece bir kavram, evrensel olarak geçerli olan veya olması gereken bir “iyi” anlayışımın olmadığı ile başlayayım. Fotoğrafçının nasıl bir ifade platformunda yer alacağını çok açık ve samimi bir şekilde belirlemesi gerektiğini düşünüyorum. Fotoğrafçı, toplumsal belgeselci bir eylem ve aktarım biçimi düşünüyorsa ona göre plan yapmalı ve aktarım mecrasının neresi olacağına karar vermeli. Şayet birey, fotoğrafı ifade aracı olarak kullanan bir sanatçı olmayı amaçlıyor ise, bu sefer de planını bambaşka bir aktarım mecrası üzerine kurgulamalı ve tüm yaşam evrelerini buna göre dizilendirmeli. Kısacası insan ne yapmak istediğini ve ne gibi bir yolda ilerlemek istediğini gayet iyi belirlemeli, ki aslında pek de uzun olmayan hayatı, gitmek istediği yolda zaman kaybetmeden yönlendirebilsin. Özellikle sanatçı olmak gibi bir niyet varsa, birey “sanatçı beyanı” olarak adlandırılan niyet ve icra metnini olabildiğince erken dönemlerde yazabilmeli. Bu sayede sanatçının birbiri ardına ürettiği işlerden oluşan külliyatı, her zaman estetik olarak olmasa da, en azından içeriksel düzlemde istikrar sergileyebiliyor. Toplumsal belgeselci boyutta ise dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan iki tanesi, politik tavrın net bir şekilde tanımlanmış olması ve etik, ahlak konularında duyarlılık sahibi olunması bence. Tabi sanatta da aynı noktalara dikkat etmek ve beyan / taahhüt / sonuç ögelerinin süreç içinde tutarlı olmasını sağlamak çok önem taşıyor.

Kültürel birikim / altyapı hem toplumsal belgeselci hem de sanatçıya daha geniş yelpazede bir ifade alanı sağlayabilir, işini daha bilinçle yapması ve olası hataları aza indirgeme imkanı verebilir, işinin arkasında daha sağlam bir şekilde durabilmesine yol açabilir. Bu birikimin oluşması ise hem aile, hem okul, hem de şahsi girişimler aracılığı ile olabiliyor. Bunlar arasında en önemlisi şüphesiz şahsi girişimler. Birey kendini her daim bir öğrenci gibi hissedip öğrenmeye açık olabilmeli, aslen bir imge üretimi pratiği olan fotoğrafın teoriyle vazgeçilmez bir ilişkisi olduğunu hiç unutmadan fotoğraf düşününe dair yazılar okumalı, internet gibi elimizin altında ve bilgiye çabuk erişim sağlayan bir imkan varken sanat ve teknikteki güncel gelişmeleri çok yakından izlemeli…

4. Fotoğrafçılıkta dijital müdahaleler hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Fotoğraf her zaman teknolojik gelişmeler ile el ele yürümüş bir görsel kayıt platformu. Yeni bir kayıt teknolojisi piyasaya sürüldüğü zaman hep bir tepki oluşmuş ama çok az sayıda istisna dışında bu teknolojilerin hiçbiri tümüyle yok olmamış. Fotoğrafın kendisi zaten bütünüyle bir müdahale süreci; siyah-beyaz çekmek müdahaledir çünkü siyah-beyaz görmüyoruz, geniş açı veya tele kullanmak müdahaledir çünkü bu optikler gözümüzün görmediği şekilde görür ve kaydederler, içinde var olduğumuz ve sınırları olmayan bir küre gibi algılayabileceğimiz fiziki mekandan bir fotoğraf üretmek müdahaledir çünkü sadece belli bir yöne bakmak yönünde tercih kullanmışızdır, halbuki o sırada arkamızda bambaşka bir olay vuku bulmaktadır. Ayrıca, karanlık odada fotoğraf basmak gene müdahaledir çünkü kullandığınız kağıda göre ortaya çıkacak sonucun estetik, fiziki kalitesi değişir; halbuki biz grenli ya da daha kontrastlı görmeyiz. Böyle düşünürseniz sayısal müdahalenin diğer müdahalelerden çok da farklı olmadığını, en az onlar kadar meşru olduğunu kabul etmekte zorlanmazsınız. Zaten şu aralar sayısal görüntüleme ve müdahale tekniklerini dışlamak at gözlüğü takmak gibi bir şey. Sanıyorum burada önemli olan müdahalenin boyutu ve neden yapıldığı / yapılması gerektiği konusundaki bilinç. Analog veya sayısal, yapılan müdahale çok bariz olarak algılanıyorsa estetik algının içeriksel algıyı gölgeleme olasılığını unutmamak gerekiyor. İzleyiciler fotoğrafınızın ne anlama geldiğinden çok sizin müdahale tekniğiniz ile ilgileniyorsa o zaman müdahalenin boyutunu biraz fazla kaçırmış olabilirsiniz. Müdahale sizi, aynı iyi aktörlüklerin sergilendiği filmlerdeki gibi, işin öyküsüne odaklanmaya ve teknik konuları unutmaya itiyorsa o zaman başarılı bir müdahaledir bence…

5. Fotoğrafın üretim sürecindeki manuel müdahalelerin (geniş açılı bir objektif takmak gibi), dijital müdahalelerden (Photoshop ile) farkları nelerdir ?

Birisi algılama ve kayıt anında tercih edilmiş bir müdahale (lens takmak), diğeri ise üretim sonrası yani post-prodüksiyon sürecinde bir müdahale (Photoshop). İlki konusunda daha dikkatli olmak gerekiyor çünkü kafanızda oluşan imgeyi üretmek için kayıt sırasında gerekli bileşenleri kaydetmemişseniz (örneğin panoramik bir çekimde fotoğraflar arasında gerekli örtüşmeleri sağlayamamak) bunu post-prodüksiyonla halletmek çok zor, hatta imkansız olabilir.

6. Günümüzdeki ticari fotoğraf algısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayısal teknoloji ticari fotoğrafa diğer fotoğraf alanlarından daha çok fayda sağladı, müşterilerin bazen bizlere “tuhaf” gelen istekleri sayısal post-prodüksiyon olasılıkları ile daha gerçekleştirilebilir hale geldi. Günümüzde ticari fotoğrafa etki eden diğer bir faktör de internetin varlığı. Fotoğraf bankası veya stok fotoğraf ajansı olarak tabir ettiğimiz, internet üzerinde onlarcası olan bünyeler aracılığı ile profesyonel fotoğrafçı olarak anılmayan ama fotoğraf üretiminde tecrübe ve ustalık edinmiş fotoğrafçılar fotoğraflarını dünya çapında paylaşabilir, hatta para kazanabilir hale geldiler. Bu durumu olumlu bir gelişme olarak görüyorum.

7. ‘İnsan manzaraları’ ve ‘yol’ isimli projelerinizin oluşum sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

“Yol” seyahat etmeyi çok sevmem ve bunu da sıklıkla gerçekleştirebilmem sayesinde ortaya çıkmış bir seri. İstanbul Modern fotoğraf küratörü Engin Özendes’e projeden bahsetmem ve kendisinin bunu bir sergiye dönüştürmeyi kabul etmesi 2007 senesinde gerçekleşti ve serinin son haline ulaşıp 2010’da sergilenmesine kadar 2,5-3 sene kadar bir süre geçti. Bir serinin uzunca bir zamana yayılması, bazen sabırsızlansanız da iyi sonuç veriyor. Sonlara doğru ürettiğiniz daha “iyi” fotoğraflar başlarda ürettiğiniz ve o artık o kadar da içinize sinmeyen fotoğrafların yerine geçebiliyor.

“İnsan manzaraları” ise nispeten yeni bir seri. 2009 ortasından beri denemeye başladım ve amacım kendimi insan fotoğrafı üretmekte sınamak istememdi. Özellikle son zamanlarda, hem çekim sürecinden hem de farklı ülke ve coğrafyalardan çıkan sonuçlardan çok keyif almaya başladım ve daha en az 1-2 sene sürdürmek istediğim bir çalışma. Bakacı kullanmadan çekilen, çeşitli insan hallerini oldukları gibi görselleştirmeyi amaçlayan bir seri. Henüz solo sergiye dönüşmedi ama bu seriden dört adet iş, 14 Eylül-9 Ekim 2010 tarihleri arasında Sanatorium’da açılan “Kural Yok” sergisinde ilk defa sergilendi.

8. Bir projeye başlarken nelerden ilham alıyorsunuz? ne gibi bir ön hazırlık yapıyorsunuz?

İlhamın nerelerde, ne zaman geleceği pek belli olmuyor. Bazen internet dolaşırken, bazen yatmadan biraz önce, bazen sokakta, bazen seyahatteyken, bazen sergi dolaşırken, bazen arkadaşlarla sohbet ederken, bazen de içki sofrasında… Nerede olursa olsun; ya cep telefonuma, ya bir kağıda, ya da bilgisayarımdaki “sergi” adlı klasöre hemen kaydederim aklıma gelen fikri. Sözü geçen klasör benim için önemli; cep telefonu ve kağıttaki hatırlatma notları da sonunda o klasöre kayıt edilir. Gerçekleştirilmemiş, belki hiç gerçekleştirilmeyecek, kayda değer veya gayet banal sergi fikirler orada hep dururlar; banal olanları bile çöpe atmam çünkü başka bir iyi projeye eklemlenme olasılıkları vardır.

9.Fotoğraf dernekleri hakkındaki görüşleriniz nedir? Fotoğraf derneklerinin fotoğraf eğitimine katkıları sizce hangi yönde olmalı?

Fotoğraf dernekleri genellikle “temel fotoğraf” teknikleri üzerine odaklanıp, organize edilen çeşitli gezilerle, öğrenilen teknik becerilerin pratik anlamda geliştirilmesine yönelik etkinlikler yapıyorlar. Bu başlangıç için gayet iyi ama ne yazık ki gerisi gelmiyor. Nitelikli fotoğraf eleştirisi, fotoğrafın üretim amacı ve hayatımızdaki yerine dair teorik metinlerin paylaşımı, proje geliştirme, vizyon geliştirme konuları yeteri kadar, hatta çoğunlukla hiç kapsanmıyor. Yapılan eleştiriler çeşitli çevrimiçi foto kritik sitelerindeki gibi ışık, kompozisyon, renk, vb. düzeyinde kalıyor ve sığ olmaktan öteye geçemiyor. Fotoğraf sadece teknik konulardan ibaret bir görüntüleme süreci değil, özellikle zamanımızda fotoğrafın bir imge olarak varlığı çok önem taşıyor ve içerik, öykü gibi konularda da paylaşımlar, yapıcı eleştiriler üretilmesi gerekiyor. Zaman artık tek başına var olan “güzel” fotoğraf zamanı değil, zaman artık “fotoğraf gerçeği yansıtır” zamanı değil; artık seriler halinde üretilen ve nesnel sanılan (ama hiç de öyle olmayan) bir gerçek yerine öznel tecrübenin aktarıldığı daha samimi bir fotoğrafçılık eylemi var. Bunu ıskalar veya özellikle görmezden gelirseniz dünya fotoğrafında coğrafya olarak yerinizi almanız imkansızlaşabilir.

10. Son olarak bundan sonrası için planlarınız-projeleriniz nelerdir?

Bundan sonrası için en önemli planım sanatıma daha çok zaman ayırmak. Ne kadar çok zaman ayırır, titizlenir, özen gösterirseniz o derece iyi işler çıkıyor. Zaman artık sadece beceri zamanı değil; farklı bir şeyler çıkarabilmek için yetinin yanında çok çalışmak da gerekiyor. Asli amacım ise sadece sanat eseri satarak yaşayabilmek. Son bir senedir çok sayıda eser satabilme şansım oldu, fakat şu an itibariyle çocuk sahibi aile bireyi olarak tek gelir kaynağımı oluşturabilecek aşamada değil. Spesifik olarak projelerden bahsedecek olursak, ilerde insan barındıran kurgusal projelere daha çok odaklanmayı düşünüyorum.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: